Frank Rijkaard Galatasaray'da



Son günlerde futbol dünyamıza düşen en önemli haber Galatasaray'ın yeni hocasının Frank Rijkaard olması oldu. Dünyanın en büyük takımlarından FC Barcelona'nın eski teknik direktörü artık Galatasaray'ın başarısı için çalışacak.

Galatasaray bundan önceki iki Frank'tan çok çekmişti. Biri Rijkaard gibi Barcelona yollarından İstanbul'a gelmiş, futbolunun son demlerinde herkes Gheorghe Popescu'nun yerini dolduracağını düşünmüş; ama Galatasaray tarafından daha fazla dayanılamayıp kovalanmış, terketmek zorunda kalmıştı ülkemizi. Hollandalı yıldız Frank de Boer'dan söz ettiğimi futbolu yakından takip eden herkes anlamıştır sanıyorum. Ülkemizi terkeden bir diğer Frank ise tamamıyla kendi menfaatleri doğrultusunda hareket edince Galatasaray yönetimi peşinden uzun bir süre koşturmaya devam etmişti. Hala koşturuyorlar mı bilmiyorum; ama "Atı alan Üsküdar'ı geçti" tabirini Frank Ribery için kullansak hiç de yanlış olmaz.

Aslında şu iki Frank örneğine bakacak olursak, Galatasaray yönetiminin 2000 jenerasyonunun ruhunu teslim etmesinden sonra her sezon başı çektiği sıkıntılar ve düştüğü hataları özetler nitelikte: Sistemsiz bir şekilde kadrolaşma, bu sırada camiayı heyecanlandıracak birkaç oyuncu transferi, alınan bu oyunculara bel bağlama, ardından yaşanması muhtemel hayalkırıklıkları ve kapıya dayanan finansal zorluklar, ekonomik sıkıntılar yüzünden istenilen veya gerekli görülen kadroyu oluşturamama, sistemsiz bir kadrolaşma, bu sırada camiayı heyecanlandıracak birkaç oyuncu transferi...

Bu kısır döngü içerisinde görebildiğim kadarıyla başa getirilen teknik direktörlerin özverileri ve başarıları Galatasaray'ı istenilen şampiyonluklara taşıdı. 2001-2002 sezonunda bizlere futbol dersi veren Mircea Lucescu, 2005-2006 sezonunda yarıştan son anına kadar kopmayacak kadar hırslı Eric Gerets, 2007-2008 sezonundaysa Karl-Heinz Feldkamp'ın ayrılmasından sonra müthiş sadakat ve özveri gösteren Cevat Güler'in sayesinde şampiyonluklara ulaşan Galatasaray'ın her sezon öncesi aynı kısır döngüye rağmen diğer teknik adamlarla başarıdan çok uzak bir görüntü sergilemesi hipotezimi en azından doğrular nitelikte.

Peki Frank Rijkaard Galatasaray'da başarılı olabilir mi? Rijkaard'ın oynatacağı futboldan önce uğraşması gerekenlerden söz edelim. FC Barcelona'da takımın her türlü sorununa ortak olmayı bilen başkan Joan Laporta'nın yerine zor durumlarda kendisini konunun dışına rahatlıkla atmayı bilen, babacan görünümlü bir Adnan Polat karşısında olacak. Zor şartlar altında kulübü idare etmeye çalışan Galatasaray yönetiminin otoriter sayılabilecek Frank Rijkaard ile herhangi bir fikir çatışması içerisine rahatlıkla düşebileceğini unutmamak gerekir. Bu yüzden takım içerisindeki dengeleri tutturma konusunda zorluklar yaşayabilmesi muhtemel. Hele ki böyle hassas konularda barutun yanında ateş olmayı çok seven Türk futbol medyasının da Hollandalı teknik adamın peşinden hiç ayrılmayacak olmasını bilmek bile kendisini stres altına sokmuştur sanıyorum.

Kabul etmek gerekir ki her türlü menfaat için enayi rolünü çok iyi oynamayı bilen akıllı bir spor medyamız var. Bu tutumun kulüplerimizi zor durumlarda bırakması asıl tartışılması gereken konuları da geri planda bırakıyor. Öyle ki, son günlerde Frank Rijkaard'ın FC Barcelona'dan ve Hollanda futbolundan aşikar olduğu futbolcuları Galatasaray'a getireceği haberleri yayılmaya başladı her yerde. Hata bizde ki her duyduğumuza inanıyoruz, böyle haberler sürmeye devam ediyor ve futboldan gitgide uzaklaşıyoruz. Benzer haberler Vicente Del Bosque Real Madrid'den ayrılıp Beşiktaş'a geldiği vakit yapılmış, anca hayatından bezmiş Juanfran'ı razı edebilmişti Türkiye'de oynamaya. Geçtiğimiz sezon Luis Aragones'in Fenerbahçe'ye imza atmasından sonra yine benzer haberler yapılmasının ardından gele gele Josico'nun gelmesi gibi.

Frank Rijkaard'ın uygulayacağı sistemin asıl üzerinde durulması gereken nokta geniş bir kesim tarafından bilinen açık futbol anlayışının Türk futbolunda başarılı olup olamayacağı. Zira, Türk futbolu açık oynamaya pek uygun değil. 4-3-3'lük bir dizilimde orta saha ve kanat oyuncularına büyük işlerin düşmesi mücadele gücü yüksek, kalite yönü düşük ligimizde dikiş tutturamadığından pek talep edilen bir sistem değil. Ancak Rijkaard'ın sisteminin temel niteliklerinden ödün vermeyeceğini, bu yüzden ilk haftalarda takımından istenilen verimi almak isterken zorlanabileceğini beklemekteyim. Galatasaray, bu tempo sürerken ancak kadro genişliğini kaliteyi düşürmeden sağlayabilirse başarılı bir sezon geçirebilir. Tabii burada teknik direktörün takımına olan bağlılığı ve rakip takımları her yönüyle tanıma ve değerlendirme gayreti ön planda olursa Galatasaray istenileni elde edebilir. Türk futbolu da kendisinden çok şeyler kapabilir.

Galatasaray'ın son yıllarda yaratabildiği en kaliteli kadrolardan birinin Frank Rijkaard tarafından yönetilecek olması camia için büyük bir şans. Ancak unutmamak gerekiyor ki başarı için gereken şartları bilerek veya bilmeyerek bir araya getirme ihtimali Türkiye'de zor görülen, görüldüğü vakit de zor sağlanan bir durum. Galatasaray'a gelecek sezondaki bu zorlu yarışta başarılar...

0 kişi yorumladı: